Krone gazetesine dert olmuş ve sormuş: „Burada ne yazdığını çözebilir misiniz?“

Birol Kılıç, Viyana’dan gözlem ve analizler, 26.02.2025

Avusturya’da günlük yayınlanan ve en çok satan bulvar gazetesi  Krone’de  bol resimli yayınlanan Viyana çıkışlı bir „yorumlu bir haberde“ yeni gelen göçmenlerle „Viyana’da şiddetin arttığı“ iddia edildikten sonra,„Viyana’da da görebileceğiniz gibi, imla konusunda sorun yaşayanlar sadece öğrenciler değil. Şehirden kötü örnekler gösteriyoruz.“ diye başlayan haber yorum dikkat çekti. Krone’nin Viyana muhabiri Viktoria Graf tarafından kaleme alınan „yorumlu haberi“ aşağıda :kendi analizimize“ vermeden yorumsuz  şekliyle birebir Türkçe olarak dikkatinize sunmak isterim.

Krone, Viktoria Graf, 25.02.2025

Almanca, zor bir dil. Bu sözü kim duymamıştır ki? Bunun ne kadar doğru olduğu sadece okullarda her gün görülmüyor. Şiddet ve saldırganlıkla ilgili Viyana’da sorunların yanı sıra ulusal dille ilgili sorunlar da var. Viyana’daki zorunlu okullarda her iki çocuktan birinin farklı bir anadili var, bu oran ülke genelinde yüzde 27.

Almanca dil becerileri düzenli dersler için yeterli olmadığı için “istisnai” olarak sınıflandırılan yaklaşık 19.700 çocuk ve gencin üçte biri ilk dil olarak Arapça konuşmaktadır. Viyana’da okula başlayan çocukların yüzde 45’i, birçoğu Avusturya’da doğmuş ve iki yıl anaokuluna gitmiş olmasına rağmen “istisnai” olarak sınıflandırılıyor.

“Arabuluculuk” için bir ‘Laga’ var

Ne ekersen onu biçersin gerçeği Viyana şehir manzarasında da giderek daha belirgin hale geliyor. Örneğin Viyana pazarlarında. Ya da hiç “Bonnen”, “Kardofel” veya “Sellstange” ( YVG notu : Hepsi gramer olarak yanış yazılmış ) adlı sebzeleri duydunuz mu? Hayır. Ama belki de “Greyfurt” meyvesini duymuşsunuzdur? Ya da belki de yatak odanızda yeni bir “Betwesche ”nin zamanı gelmiştir?

Viyana pazarlarında ve başka yerlerde keşfedilen komik ve üzücü yazım hatalarının en iyisi:

Ağlayalım mı yoksa gülelim mi?

“Bazı şeyler komik olabilir, ‚Betwesche‘ ya da ‚Respentomat‘ kelimelerinin Almanca komik bir şekilde yanlış yazılması gibi. Ama gerçekte üzücü,” diyor bize izlenimlerini gönderen ‘Krone’ okuru Erwin G. ve ekliyor: “Yani okulda başlıyor ama günlük hayatta da devam ediyor.”

Bu durum güldürüyor ama aynı zamanda ağlatıyor da.

İlgili linkler:

Kronen Zeitung

Resimli Erwin G. adlı Krone okuyucusundan.

Birol Kılıç, Viyana’dan gözlem ve analiz, 26.02.2025

Bizden uyarması

Viyana´da özellikle insanların yoğun olarak geçtiği veya severek alış veriş için geldikleri daha çok sığınmacı ama yerli göçmenlerine ait  pazar tezgahları ve dükkanlarda etiket ve ilanlarda kendini çoğalarak gösteren  bariz Almanca imla hataları Krone gazetesinde konu oldu.  Yukarıda yorumsuz ve  dokunmadan haber şeklinde Türkçe vermeye çalıştık.

Peki bu konuda  1999 yılından bu yana düzenli br şekilde  her ay baskılı ve internet ortamında yayınlanan Yeni Vatan Gazetesi (Neue Heimat Gazetesi)’in de kalem oynatan bir vatandaş olarak ne düşünüyorum?

1999 yıllarında kendi çöplüğümüz olan Viyana’a toplumumuz daha iyi yerlere gelsin diye neler yazdık?

Doğru. 1999 yılında  ve öncesinde Türkiye göçmenlerinin pazarlarında bu kadar çok olmasa bile Almanca imla hataları vardı ve bizler bu konuları eleştirerek dikkat çektik. Müşlerimizin diğer bir değişle velinimetinizin  çoğunluğu yerli halk ve Avusturya’da doğmuş, büyümüş ve ana dili Avusturya Almancası olan ve daha entegre olmuş insanlar. Bu insanların ana dillerine saygı göstermek zorundayız. Sokakları , pazarları ve ilanlarla kötü, bozuk Almanca kelimelerle kirletmeyelim. Evet kirletmeyelim. Çok basit olan elma, armut, şeftali ve domates kelimesini şayet Almanca yazılışını bilmiyorsak en azından sorarak öğrenelim.

Bu kelimelerin hem fonetik ve şiveyle söyleniş şeklini hem de yazılı şeklini öğrenmek aslında müşteri kazanmak açısınan önemli ve her ürünün Almanca karşılığı temiz bir Almanca ile yazalım. Böylece hem esnaf olarak kendinizi, kurumunuzu hem de kendinizi küçük düşürmeyelim.

Size egzotik olduğunuz veya göçmenlere sempati duyarak gelen yerli velinimetiniz olan Avusturyalı müşterilerinizin ana dili ve ulus dili olan Almanca dilini en başta siz göçmen olarak temiz olarak kullanarak onlara olan saygımızı gösterelim ve onları kazanalım. Bu ayrıca sizin bu şehirde kendi farklılığınızla uyum içinde yaşama isteğinizin bir göstergesidir.

Hiç yapamıyorsanız bir Avusturyalı yerli müşterinize bu meyvenin yazılış şeklini sorun, bir kağıda yazdırın ve oradan bakarak etiketlerin üzerine yazın ve doğru dürüst yazılmış kelimelerle pazarlıklarda esnaf olarak çalısın.  Buna dikkat etmeyin veya bu konuda hassas olmayan bir esnafın tezgahın altıda pistir ve mutfağıda. Evet bu sözler sertti Ama Türk toplumun yaşadıkları Viyana’da uyum içinde daha fazla saygı görülebilmeleri, daha fazla para kazanmaları ve çoluk çocuğuna harcaması için bu eleştirilerimiz dost acı söyler misaliyle sertti.  Gazetecilik kamu mesleğidir. Kamunun çıkarına bakar. Kimsenin gözünün yaşına bakmaması gerekiyor. Önüne gelen soytarı ve mafya ayaklarıyla yada ona buna borazanlık yaparak kendine gazeteci ve haberci diyerek bu mesleğin ismini  kirletti ve kirletiyor. Biliyoruz.

Yeni Vatan Gazetesi 1999 yılında kuruluşundan  bu yana 26 yıl geçti. Türk esnaflarda büyük düzelmeler oldu. Hatalar hala var ama çoğuda pazar yerlerindeki  tezgah ve dükkanlarını kurumsallaşamadıkları ve al sat tezgah üstü bu işleri ciddi ve temiz yapamadıkları artı çocuklarına bir sermaye bile birikim yapamadıkları için son nefeslerinde devir etmek zorunda kaldılar. Bu Türk esnafların kurulmuş tezgah ve dükkanlarını  2015’den bu yana Viyana’da çoğalan daha çok çalışkan, hırslı ve ellerinde para olan Suriye’den göç etmiş sığınmacılara yüksek veya düşük hava paralarıyla hem de faturasız sattılar.  Türkiye göçmenleri bu dükkanları 60 yıllık tecrübe ve birikimleriyle kurmuşlardı. Bu kadar ucuza ve kolay elden çıkmasının altında Viyana’da korkunç başka sorunlar var. Sorunun başında  yine Türkiye göçmenleri arasında çıkan kurnaz ve dolandırıcılı serbest piyasayı vuran göçmenler arasında. Hala Türk esnafları her alanda. Hayırlı işler ve  bol kazançlar. Tek şartla bundan sonra devam edebilirler. Başta temiz, dürüst ve  sermayesi kara para olmayan ahlaklı esnaflıkla.  Başta tüm esnafları ve Türk toplumunu rezil etmeyecek acılara yol açmadan.

10. Viyana’da kanlı döner etlerinin yerlerde süründüğü  döner dükkanları haberleriyle geçen ay tüm Avusturya başını manşetleriyle yıkıldı. Tüm Türk dönerlerine ve esnaflara kara lekeydi bu Kamunun sağlıyla oynayan bu dolandırıcı işletmelerin devletin kurumları gözünün yaşına bakmamalı. En başta Viyana’da ki Türk toplumu kendi kültürlerinin bir parcası haline gelen döner meselesine el koymalı. Bu kadar para kazanan Türk dönercilerinin temiz çalışması için seçici olmalı ve onlardan döner almayarak bu dönercileri en başta cezalandırmalı. Artı kötü bir döner ver satıcı gördüklerinde anında şikayetçi olmalı. Düzelmiyorsa etrafına anlatmalı.

Biliyoruz Viyana’daki restoran işletmelerine Türkiye’den çok büyük kara para akıyor. Bu durum kalitesizliğe neden oluyor. Türkiye kökenli mafyanın Viyana’da yerleşmesine neden oluyor.  Burada bırakalım.

Kısaca tüm kamunun çıkarı zarar verecek ve Türk toplumun ismine lekeyecek dönercilik ve Türk mutfağını bu şehirde istemiyoruz. Zaten doğru dürüst 60 yıldır nezih bir Türk lokanta ve restorantı niye yok diye sorulması gerekiyor. Eskiden 1. Viyana Mahler caddesinde Kervansaray adlı restoran vardı. Tüm bakanlar, ünlü iş insanları, sanatçılar ve tüm  Türk mutfağından  anlayan Türkler giderdi. Böyle bir restoran bu kadar para kazanılmasına rağmen niye Viyana yok. Bu babasının kurduğu ve zirve yaptırdığı Kervansaray’ı bizzat Atilla Doğudan’ın devam ettirmemesi ve adeta yok olmasını izlemesini anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu Kervansaray’dan kabul etmemiz gerekiyor bir dünya devi çıkardı Atilla Doğu’dan ama Kervansaray yerinde yok. Yazık!

Gelelim Krone’de 25. Şubat.2025 tarihli kısaca Yeni Vatan Gazetesi’nin 1999 yılında yukarıda verdiğimiz uyarılarından 26 yıl sonra gelen haber yorumlu metni hakkında söyleceklerimize.

Bugün bu Arap veya Afgan toplumunu uyarma görevini yapacak  Arap veya Afgan asıllı kamuoyu ve kişiler yok. Varsa yoksa Suriye’de ki siyaseti buraya taşımak. Hayatların merkezi burası ama kafalar Suriye’de. Viyana’da Arap asıllı siyasilerin bu durum umurunda değil. Halbuki  bu çok kıymetli siyasiler „hava cıvayı bırakıp“ biraz bur Arap diye tanımlanan Viyana’daki topluma karşı sorumluluk duysalar bu gibi çok detay gözüken ve ciddi bir sekilde yerli Viyana halkını belirli bir kısmını rahatsız eden birçok konuda kendilerinin yapacağı çok iş var.

İşte 1999 yılında ve sonrasında Yeni Vatan Gazetesi yerli bir gazete olarak bunları bile kendi dert edinerek „rahatsız etmek“ amacıyla yola çıktı.  Sadece bu mu?  Sokaklarda davranışlara, küfürlü konuşmalara ve hatta “ sokaklara tükürme“ gibi konuları manşetlerine taşıdı. Yerli gazetecilik demokrasinin ve toplumun gelişmesi için çok önemli. Değeri bilinirse.

Suriye, Afgan ve diğer sığınmacı ve mültecilerin kısa sürede Almanca öğrenmeleri kolay değil ama imkansızda değil. Yukarıda anlattılarımız 1999 yılları ve öncesiyle ilgili. Yeni Vatan Gazetesi ekibi 1988 yılında bu ülkede yayıncılık içinde. Şimdi artık internet ve cep telefonları artı akıllı telefonlar dönemi. 1999’da bunlar revaçta değildi.

Ticaretin dili yok. Hem tezgah ve dükkanların temizliğine, kullanılan Almanca dilinin artık cep telefonlarıyla „tercüme çok kolay „. Bir tıkla hemen bir Arapça veya Afganca, Türkçe kelimenin Almanca karşılığını bulma olasılığı yüksek. Tembellik ve Almanca diline artı yerli halka saygısızlık  yapmamak için en azında etiketlerde ve ilanlarda  Almanca terimlerin doğru kullanmak kolay.

Bu habere ırkçılık yapılıyor veya ayrımcı bir haber-yorum demek en büyük yanlış olur. Tam tersine bu haberi bir uyarı olarak alıp kendimizi düzeltmeye gitmek gerek. Suriye, Afganistan veya başka ülkelerden geldiğimiz ve sığınmacısız olarak size kabul eden ülke Avusturya  sizlere bir sığınmacı olarak insanca yaşamanız için ev, aylık ve sağlık sigortasını karşılıksız verdiğini unutmamak gerek. Ayrıca size esnaf ve iş insanı olmamız için gerekli  kolay kanunları ve olanakları  sunmuş bir ülke Avusturya. Bunlar başa kakmak değildir ama bu paralar bizimde ödediğimiz vergilerle tüm Avusturya’da yaşayan insanlardan sağlanıyor.  Diğer kötü haberler hiç girmiyoruz. Bu ülkenin diline, kültürüne ve anane görenekleri modern demokratik ve çoğulcu seküler bir yaşamdır. Esnaf olarak bunlarıda saygı göstermiyorsanız en azından bu ülkenin ulusal dilini olan Almanca diline başta Türkiye göçmenleri esnaflar olarak bizler ama şu anda dikkat çeken başta Suriye, Afgan veya başka ülkelerden gelen sığınmacılar bin kat daha dikkat etmeli.

Cep telefonu kullanmasını herkesten iyi bile bu sığınmacı kardeşlerimizin geldiğini ülkenin dilindeki bir kelimeyi cep telefonlarıyla mesela Arapça veya Türkçe  kendi ana dilinizde bir kelime yazarak bunun Almanca karşılığı nedir diye sorarak bulmaları çok kolay.

Uyum içinde yaşamak yaşadığımız ülkenin dili olan Almanca diline saygı göstermek zorundayız. Velinimetiniz olan çoğunluk halk olan yerli Avusturyalı müşterimize temiz bir Almanca etiketle en azından saygımızı iyi Almanca konuşamazsakta göstermemiz gerekiyor. Küstahlığın anlamı yok. Hem de hiç yok.Almanca kelimeler konusunda bu kadar hassas olmayan bir esnafın malıda. tezıhah altı veya işide temiz olması çok zor. Bizden uyarması.

Relevante Artikel

Back to top button